Milliyetçilik Üzerine

MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE

Ulusçuluk,özü itibariyle bir toplumun kollektif bir biçimde devinerek insanlığı ilerleteceği,medeniyeti yükselteceği inancına sahip bir düşünce akımıdır.Milliyetçi düşüncenin medeniyete fayda sağlama olasılığını ve bunun lüzmunu sona bırakacağım,bugün üzerinde yoğunlaşmayı arzuladığım mesele,milliyetçilik maskeli şovenizm,popülizm ve bununla birlikte milliyetçi düşüncenin çoğunlukla bireyi neden dogmatikliğe ve sabit fikirciliğe ittiği olacak.

Çevrenizde bulunan ve kendini “milliyetçi” olarak tanımlayan insanlara bakın,çoğu zaman Dünya görüşünün ve hayata olan yaklaşımının,babasından aldığı öğütlerden ibaret olduğunu göreceksiniz.İşte bu insanlara baktığım da,Schopanhauer’in,”Milli gurur,en aşağılık duygu durumudur.” önermesi gelir aklıma hep.Ve acaba derim,acaba haklı olabilir mi…bu sadece asabileşmeye başladığım zamanlar da beynim de oluşan bir düşüncedir.Milliyetçiliğin özünü oluşturan düşünceler toplumsal devinim,dönüşüm ve ulusal bazda yükselmek ve rekabetçi bir Ulusa evrilmektir.Yani milliyetçilik,bu felsefe akıllıca tasarlanmıştır ve nihai amacı tam bağımsızlık olan,en büyük derdi şu vahşi çağda kendini var edebilmek olan Ülkeler adına da gayet akıllıca çözümler üretir,önerir.

Milliyetçilik,uzun vade de-100-150 sene-zararlı bir felsefedir fakat kısa ve orta vade de medeniyet adına herhangi bir tehlike oluşturmayacağı fikrindeyim.Milliyetçiliğe doğru bir biçim kazandırıp,toplumunu oluşturan vatandaşlarının zihnine-fazla değil,%40-50 kadarına- aksettirebilirsen ve bununla da yetinmeyip üzerine bir de doğru alanlara yatırım yaparsan,doğru sektörlere yardım sağlarsan Ülkende ki üretim,sıradışı bir mucize olmadığı takdir de tavan yapar.Kısa bir süre içerisinde ise bu üretim genele yayılır ve tam bağımsız bir Ülke olabilirsin bu yolla.

Şimdi bazıları şöyle düşünüyor,”Çelik,kapitalist ekonomiye karşı değil miydi?Bu herif,demiyor muydu Devletlerden,devlet yöneticilerinden ve şirketlerden arındırılmış bir Dünya düzeni hayal ediyorum’ falan diye?Ne diyor bu şimdi?”Sakin olun,davamı sattığım falan yok.Hayır,sizin gazınızı almakla görevli hükümetin adamı falan da değilim.Sadece bir felsefeyi,şahsi görüşlerimden,teorilerimden ve benimsediğim felsefelerden bağımsız biçimde,salt gerçeklikte değerlendiriyorum o kadar;bunu belirtmem gerekiyor.

Geldik asıl meseleye….Peki,neden bazı insanlar böyle?Neden kapalılar?Bu insanların beyinleri niye uçuş modunda?Neden kendilerine bunu yapıyorlar?Cevabı aslında çok basit:İnsanlar,ebeveynlerini ve diğer aile bireylerini,doğduğu anda sahip olduğu sosyal çevreyi,yaşam standartlarını-çocukluk ve ilk gençlik bazında-ne yazık ki seçemiyor.Buna,kültürümüzün basitliğini ve sahip olduğumuz ilkellik seviyemizi kat…cehennem buhran…Bu şekilde sonuçlandırılacak bir mesele değil fakat,sonucunu önden paylaşayım istedim.Bu meseleyi irdelerken,depresifleşmemek mümkün mü bilmiyorum.Çünkü her analiz yapışınızda,işinizin ne denli zor olduğunu ve başarısız olabilme ihtimalinizle yüzleşiyorsunuz.Ve tabii,köle sahiplerinin gücü tekrar,tekrar gözünüzde canlanıyor.

Bu problemin çözmek adına hem siyasal yolu hem de sanatı tercih edebiliriz.Tabii,manipülasyonu ya da militarizmi de tercih edebiliriz.Fakat öncelikle,Türkiye Cumhuriyetinin mevcut durumundan memnun olmayan insanların duygularını yönetebilme kabiliyetlerini yükseltmeleri ve karşıt fikirle yakınlık kurarkenya salt gerçeklikle;kendi görüşlerinden bağımsız ve bazı konularda ki zaafiyetlerinden arınmış biçimde ya da meseleye bir sağcının,bir muhafazakarın gözünden bakarak,onun gerçekliğini kopyalarak hareket etmeleri elzemdir.Bununla birlikte tüm muhalif partilerin ve o partilerin genel başkanlarının ve de milletvekillerinin,medyada ki popüler gazetecilerin ve türevlerinin şu ana kadar ki kullandığı kalıplaşmış argümanlardan kati suretle uzak durmalılar.Demokrasi kavramını dillendirmektense somut bir örnek eşliğinde düzenin-altını çiziyorum,KAPİTALİZMİN-getirdiği adaletsizliğe değinilmeli;karşıda ki bireyin zihnine YENİ BİR KANAL AÇILMALI,’DEMOKRASİ,DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ,HAK,HUKUK,CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ’ gibi kavramlardan ve bu kavramlara değinen insanların popüler cümlelerini kullanmaktan artık vazgeçmeli.Anla işte,çalıyor diyerek giremiyorsun kafasına,ulaşamıyorsun onun beynine…farklı bir şey dene,farklı bir bakış açısı ile çık karşısına,derdini başka bir konuyla harmanlayıp öyle ilet karşıya!

Web sitenizi WordPress.com' da kurun
Başla